El-Ayzeriyye’de Gerçek Bir Katliam: İsrail 40 Filistin Dükkanını Yerle Bir Etti!

Kudüs’ün kalbindeki el-Ayzeriyye beldesinde, İsrail güçlerinin gerçekleştirdiği yıkım operasyonu, Filistinlilerin gözünde “gerçek bir katliam” olarak nitelendirildi. Onlarca ailenin ekmek kapısı olan 40 dükkan, göz yaşartıcı gaz ve ses bombaları eşliğinde buldozerlerin altında kaldı. Mahkeme kararına rağmen dur durak bilmeyen bu yıkım, E1 Yahudi yerleşim planının acımasız bir adımı olarak tarihe geçti.

Filistin yönetimine bağlı Kudüs Valiliği’nden yapılan resmi açıklamada, İsrail ordusunun el-Ayzeriyye’nin el-Meştel bölgesine ağır askeri takviye birlikleri ve yıkım makineleri yığdığı belirtildi. Mayıs ayının ortasına kadar yıkımları durdurması gereken ihtiyati tedbir kararını hiçe sayan İsrail askerleri, bölgedeki sanayi ve ticari tesislere yönelik geniş çaplı bir kampanya başlattı. Yıkım sırasında çevredeki yollar trafiğe kapatıldı, bölge sakinleri ses bombaları ve göz yaşartıcı gazla dağıtıldı. Valilik, bu operasyonun “Yaşam Dokusu” (E1) adlı Yahudi yerleşim projesinin hazırlık aşamasının bir parçası olduğunu vurguladı.

El-Cehhalin Köy Konseyi Başkanı Davud el-Cehhalin, yaşananları gözyaşları içinde “el-Ayzeriyye girişindeki dükkanlara yönelik gerçek bir katliam” diye tanımladı. Ebu Ğaliye ailesine ait 40 dükkanın tamamen yok edildiğini söyleyen Cehhalin, “Bu iş yerleri onlarca ailenin tek geçim kaynağıydı. Çocuklar, yaşlılar, hastalar… Hepsi bu dükkânlardan ekmek yiyordu. Bu suçun hiçbir gerekçesi, hiçbir insani açıklaması yok” ifadelerini kullandı. Başlangıçta yalnızca 5 dükkânın hedef alındığı belirtilirken, operasyonun hızla genişletilerek 40 dükkâna çıkarıldığı öğrenildi.![]()
Kudüs Valiliği daha önce de uyarmıştı: Ağustos 2025’te İsrail makamları, el-Meştel bölgesindeki yaklaşık 50 dükkân ve işletmenin tahliye edilmesi için sözlü bildirimde bulunmuştu. Filistin insan hakları örgütü Saint Yves ise dün yaptığı açıklamada, iş yeri sahiplerinin açtığı dava sonucunda İsrail Yüksek Mahkemesi’nin yaklaşık 50 ticari yapının yıkımını geçici olarak durdurduğunu duyurmuştu. Ancak İsrail güçleri, mahkeme kararına rağmen yıkımları sürdürerek hukuku bir kez daha ayaklar altına aldı.![]()
Filistinli, İsrailli ve uluslararası insan hakları örgütleri uzun zamandır aynı gerçeği haykırıyor: İsrail, Doğu Kudüs’te Filistinlilerin inşaat ve iyileştirme faaliyetlerini sistematik olarak engellerken, aynı anda Yahudi yerleşim birimlerini hızlandırıyor. Bu politika, Filistinlilerin topraklarında yaşam hakkını gasp ederken, bölgede kalıcı bir Yahudi çoğunluğu yaratmayı hedefliyor.
El-Ayzeriyye’de yaşananlar, sadece 40 dükkânın yıkımı değil; bir halkın geleceğinin, umudunun ve direncinin üzerine sürülen buldozerlerdir. Onlarca aile şimdi açıkta kaldı, çocuklar gelecek kaygısıyla uykusuz geceler geçiriyor. Uluslararası toplumun sessizliği ise bu yıkımın devam etmesine yeşil ışık yakıyor.
İsrail’in “güvenlik” ve “düzen” gerekçeleriyle savunduğu bu operasyonlar, aslında açık bir etnik temizlik ve toprak gaspı politikasıdır. El-Ayzeriyye’nin girişinde yükselen toz bulutları, Filistin’in her köşesinde yankılanan bir çığlıktır: “Burası bizim toprağımız, burası bizim yuvamız ve biz buradan gitmiyoruz!”
Bu yıkım, sadece taş ve betondan ibaret değil; insan hayatlarının, hayallerin ve nesiller boyu süren emeklerin katledilmesidir. Dünya, el-Ayzeriyye’de yaşanan katliamı görmeli ve “Yeter!” demelidir. Çünkü bugün 40 dükkân yıkılıyorsa, yarın daha fazlası gelecektir.