Maskeler, Filmler ve Yalnız Güverte Yürüyüşleri: Hantavirüs Salgını Gemisindeki Hayat

Bir ay önce MV Hondius gemisine binen yolcular, dünyanın en uzak ve ıssız adalarına doğru macera dolu bir yolculuğa çıkıyordu. Balinalar, yunuslar, penguenler ile karşılaşacakları, buzullarla kaplı engin manzaralar, sarp kayalıklar ve yeşil tepelerle dolu bir rota onları bekliyordu. Ancak şimdi hepsi kabinlerine kapanmış, Atlantik’te demirlemiş bir gemide ölümcül bir virüs salgınıyla karşı karşıya.

MV Hondius’ta bulunan yaklaşık 150 yolcu ve mürettebat, hantavirüs salgını nedeniyle tam bir belirsizlik içinde günlerini geçiriyor. Bugüne kadar 3 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti, birkaç yolcu da hastalandı. Birkaç kişinin tahliye edilmesine rağmen kalan herkes gemide zorunlu izolasyonda bekliyor. İspanya, geminin Kanarya Adaları’ndaki Tenerife’ye yanaşmasına 3-4 gün içinde izin vereceğini açıkladı. O zamana kadar gemi, Cape Verde açıklarında demirli kalacak.

Gemideki yolcular, bu zorlu süreci olabildiğince sakin ve kontrollü geçirmeye çalışıyor. Tur operatörü Oceanwide Expeditions, yolcuların genel olarak sakin ve metanetli olduğunu belirtiyor. Birçoğu sosyal medya üzerinden yaşadıklarını paylaşıyor.

Seyahat vloggeri Kasem Hato, güverteden Cape Verde kıyılarını gösteren videolar paylaşıyor ve “Önümüzdeki o kara parçası Cape Verde ama karaya çıkmamıza izin verilmiyor” diyor. Hato, yolcuların maske taktığını, sosyal mesafeye dikkat ettiğini ve ellerini sık sık dezenfekte ettiğini anlatıyor. “Herkes durumu çok sakin karşılıyor. Virüs yeni bir şey değil. Eğer salgın olacak olsaydı çoktan olurdu” diyerek panik havasını dağıtmaya çalışıyor.

Başka bir yolcu Jake Rosmarin ise “Gemide hasta olmayan herkes iyi ve morali yüksek. Mürettebat bizi çok iyi koruyor, bilgilendiriyor ve rahat ettiriyor” diyor. Rosmarin, kabinlerine yemek servisi yapıldığını, güvertelerde yalnız başına yürüyüşe izin verildiğini ve ortak alanlarda toplanmanın yasaklandığını belirtiyor. O da Instagram’da Cape Verde manzaralı fotoğraflar paylaşarak “İyi hissediyorum, temiz hava alıyorum ve mürettebat tarafından iyi bakılıyorum. Olumlu şeylere odaklanmaya çalışıyorum” mesajı veriyor.

Yaban hayatı fotoğrafçısı Alejandra Rendon da mürettebatı övüyor: “Böyle beklenmedik ve talihsiz bir durumda olağanüstü bir şekilde yönetiyorlar.”

Gemideki yaşam oldukça sınırlı. Yolcular kabinlerinde film izliyor, kitap okuyor, sıcak içecekler içiyor ve güvertede yalnız yürüyüşler yaparak moralini yüksek tutmaya çalışıyor. Mürettebat ise sürekli dezenfeksiyon yapıyor, yolcuları bilgilendiriyor ve tıbbi malzeme tedarik ediyor. DSÖ yetkilileri, virüsün insan-insana bulaşının sadece çok yakın temasla (evli çiftler, bakım verenler) sınırlı olduğunu ve halk için genel riskin düşük olduğunu vurguluyor.

Gemideki atmosfer, korku ve belirsizliğin yanı sıra dayanışma ve umutla şekilleniyor. Yolcular, “Bu güzel yolculuğu paylaştığımız arkadaşlarımızı kaybettik, ailelerine başsağlığı diliyoruz” diyerek birbirlerine destek oluyor. Herkes, Tenerife’ye varış ve tahliye sürecini sabırla bekliyor.

Bu olay, hantavirüsün ne kadar ciddi bir tehdit olabileceğini ve uluslararası bir gemi yolculuğunda salgının nasıl hızla yayılabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Yolcuların maskelerle, filmlerle ve yalnız güverte yürüyüşleriyle direndiği bu kâbus dolu yolculuk, önümüzdeki günlerde Tenerife’de son bulacak.

Gelişmeler yakından takip ediliyor.