Pritzker 2026: Şili’nin “Dahi” Mimarına Nobel! Smiljan Radić Kazandı

Mimarlığın Nobel’i olarak kabul edilen Pritzker Ödülü 2026, Şili’li mimar Smiljan Radić’e verildi. 60 yaşındaki Radić, ilk bakışta “bitmemiş” ya da “tehlikeli” gibi duran ama insanı içine çeken, umut dolu ve sessizce neşeli tasarımlarıyla jüriyi büyüledi.
Radić, Londra’daki devasa donut şeklindeki Serpentine Pavilion’dan Santiago’daki dev kayalar üzerinde yükselen Restaurant Mestizo’ya kadar sıra dışı projeleriyle tanınıyor. Jüri, çalışmalarını “iyimser ve sakin bir coşku” dolu olarak tanımladı. Bu ödülle birlikte Radić, 47 yıllık Pritzker tarihinde Latin Amerika’dan ödül alan beşinci mimar oldu.
1995’te kurduğu kendi ofisiyle 60’tan fazla projeye imza atan Radić’in en büyük eserleri memleketi Şili’de. Concepción’daki Teatro del Bíobío, geceleri kâğıt fener gibi yumuşak ışık saçan yarı saydam cephesiyle şehrin yeni simgesi haline geldi. Santiago’daki Pre-Kolombiyen Sanat Müzesi’ne yaptığı çağdaş ama uyumlu genişletme, 18. yüzyıl yapısıyla mükemmel bir diyalog kuruyor. Restaurant Mestizo’nun çatısını devasa yerel taşlar taşıyor; Papudo’daki Pite House ise rüzgârdan korunan bir uçurum kenarına adeta “yerleşmiş” gibi duruyor.
Radić, malzemeleri doğayla ve tarihin dokusuyla ustaca harmanlıyor. “Aynı malzeme, farklı coğrafyalarda ve kullanımlarda bambaşka anlamlar kazanır” diyor ve ekliyor: “Benim işim, o gerilimi anlamak ve her projeyi kendi bağlamında çözmektir.”
Uluslararası ünü 2014’te patladı. Serpentine Pavilion için seçilen en genç mimarlardan biriydi. Frank Gehry, Zaha Hadid ve Oscar Niemeyer gibi devlerin ardından gelen Radić, beklenmedik bir seçimdi – kendisi de şaşırmıştı. Tasarladığı fiberglass “koza”, dev kayalar üzerine oturtulmuş, sürreal bir yapıydı. O pavilyon kariyerini kökten değiştirdi.
Son yıllarda Hırvatistan, İtalya, ABD (Miami’de Alexander McQueen butiği), İngiltere, İspanya, İsviçre ve Arnavutluk’ta projeleri devam ediyor. 2023’te Şili Mimarlık Bienali için tasarladığı şişirilebilir pavilyon da büyük ses getirdi.
Radić’in en büyük özelliği “imza stil”den kaçınması. “Sürekli aynı formülü tekrar etmek beni sıkıyor” diyor. “Her projeyi kendi bağlamında çözmeyi, insanları malzeme ve hafıza üzerine yeniden düşündürmeyi tercih ediyorum.”
Bu ödül, Şili için de tarihi bir an. 10 yıl önce meslektaşı Alejandro Aravena Pritzker’i kazandığında Radić “büyük bir etki yarattı” diyor. Aravena ise bu yıl jüri başkanı olarak Radić’i övdü: “Dünyanın ucundan, çok az kişiyle çalışan biri… Radikal özgünlüğüyle aşikâr olanı görünür kılıyor.”
Pritzker Ödülü, Hyatt Foundation tarafından veriliyor ve 100 bin dolarlık para ödülüyle birlikte bronz madalya takdim ediliyor. Bu yılki tören ilerleyen aylarda yapılacak.
Smiljan Radić, ödülü kabul ederken jürinin kalitesine vurgu yaptı ve “Mimarlık benim 30 yılı aşkın takıntım. Hâlâ mimarlığın pozitif bir eylem olduğuna inanıyorum” dedi.
Şili’nin bu mütevazı ama cesur mimarı, artık mimarlık dünyasının en prestijli tacını taktı. Onun tasarımları, sadece binalar değil; umut, hafıza ve doğayla kurulan yeni bir diyalog.