ABD Şemsiyesi Yırtılıyor: Berlin Tomahawk’ı Kendi Üretecek!

Almanya’da büyük bir güvenlik alarmı çalıyor. ABD’nin uzun menzilli Tomahawk seyir füzelerini Almanya’ya konuşlandırma planını askıya alması, Berlin’de yalnızca askeri değil, aynı zamanda derin bir siyasi deprem yarattı. Avrupa’nın “barış projesi”nden füze üretimine geçiş yapan bu yeni dönemi, Alman basın ve güvenlik çevreleri “Amerika’nın stratejik çekilişi” olarak yorumluyor. Washington’un Ukrayna savaşı sonrası mühimmat stoklarının erimesi, önceliğini Çin ve Pasifik’e kaydırması, Berlin’i zorunlu bir uyanışa itti.
Alman diplomatik kaynaklara göre Berlin artık “savunmada kontrollü bağımlılık” politikasını terk ediyor. Artık sadece ABD’den silah alan bir ülke değil; Avrupa’da füze üreten, stoklayan ve NATO’nun lojistik kalbi haline gelen yeni bir güvenlik mimarisi kurmak istiyor. Habertürk’e konuşan Alman yetkililer, Alman-ABD şirketleri arasında ortak girişim modeli üzerinde teknik fizibilite çalışmalarının başladığını doğruladı. Plan, 2028’den itibaren Tomahawk füzelerinin Almanya topraklarında üretilmesini hedefliyor.
Bu yalnızca bir üretim projesi değil; Avrupa’nın ABD’ye rağmen kendi caydırıcılığını inşa etme hamlesi. Bavyera merkezli MBDA ile ABD’li RTX arasındaki mevcut ortak girişim, bu yeni modelin en çarpıcı örneği olarak gösteriliyor. Alman güvenlik raporları, bu ortaklığın Patriot hava savunma sistemi mühimmatındaki dev açığı kapatmada kilit rol oynadığını vurguluyor. Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’daki Patriot stokları dramatik şekilde azaldı. Almanya hem kendi güvenliği hem de NATO’nun doğu kanadını korumak için yeni üretim hatları kuruyor.
Almanya’da savunma sanayii artık sadece askeri bir mesele değil; ekonomik büyüme ve sanayi dönüşümünün stratejik motoru olarak görülüyor. Berlin kulislerinde en çarpıcı başlık ise Türkiye faktörü. Alman güvenlik çevreleri, Türkiye’nin geliştirdiği uzun menzilli füze sistemlerini yakından izliyor. Yaklaşık 6 bin kilometre menzile ulaşabilecek Yıldırımhan ve hipersonik özellikleriyle dikkat çeken Tayfun Blok-4 füzeleri, NATO’nun geleceğinde “Türkiye’nin rolü” tartışmalarını alevlendirdi.
Alman medyasındaki analizler giderek artıyor: “Avrupa savunmasının geleceğinde Türkiye’nin yeri”. NATO içinde Türkiye artık sadece jeopolitik bir aktör değil, aynı zamanda teknolojik bir güç olarak değerlendiriliyor. Ancak Berlin’de siyasi tartışma da cabası. Yeşiller Partisi ve bazı liberal çevreler Türkiye ile savunma işbirliğine mesafeli dururken, CDU ve güvenlik bürokrasisi daha pragmatik bir yaklaşım savunuyor.
Şansölye Friedrich Merz’in son açıklamaları, Berlin’in Washington’a duyduğu stratejik güvensizliği açıkça ortaya koydu. Merz, Trump döneminde askıya alınan Tomahawk planının şu an uygulanmayacağını teyit ederken, “Amerikalıların kendileri için bile yeterli füzesi yok” gerçeğinin altını çizdi. Alman basını bunu “ABD’nin küresel aşırı yüklenme sorunu” olarak yorumladı. Pentagon’un Almanya’dan yaklaşık 5 bin asker çekme planı ise Soğuk Savaş sonrası güvenlik düzeninin çözülmeye başladığını gösteriyor.

Alman düşünce kuruluşları, Washington’un Avrupa yerine Hint-Pasifik’e odaklanmasının Almanya’yı ilk kez kendi askeri kapasitesini büyütmeye mecbur bıraktığını belirtiyor. Uzun yıllar “barış projesi” diye anılan Avrupa Birliği, bugün uzun menzilli füze, hipersonik silah ve kıtalararası caydırıcılık tartışmalarının tam merkezinde. Berlin’de yayımlanan raporlar, Avrupa’nın “ticaret devi” kimliğinden “jeopolitik sert güç” olmaya zorlandığını ifade ediyor.

MEDITERRANEAN SEA (Mar. 29, 2011) The Arleigh Burke-class guided-missile destroyer USS Barry (DDG 52) launches a Tomahawk cruise missile from the ships bow. Barry is currently supporting Joint Task Force (JTF) Odyssey Dawn. JTF Odyssey Dawn is the U.S. Africa Command task force established to provide operational and tactical command and control of U.S. military forces supporting the international response to the unrest in Libya and enforcement of United Nations Security Council Resolution (UNSCR) 1973. UNSCR 1973 authorizes all necessary measures to protect civilians in Libya under threat of attack by Qadhafi regime forces. JTF Odyssey Dawn is commanded by U.S. Navy Adm. Samuel J. Locklear, III. (U.S. Navy photo by Mass Communication Specialist 3rd Class Jonathan Sunderman/Released)
Tüm bu gelişmeler, NATO içinde yeni dengelerin doğacağını ve Türkiye gibi hızlı savunma sanayii kapasitesi artan ülkelerin daha da kritik hale geleceğini gösteriyor. Alman güvenlik uzmanlarına göre önümüzdeki birkaç yıl, sadece Avrupa’nın savunma stratejisinin değil, siyasi kimliğinin de kökünden değişeceği bir dönem olacak.
Berlin artık kararını verdi: Ya kendi ayakları üzerinde duracak ya da tarihin tozlu sayfalarında kalacak. Tomahawk krizi, Avrupa için bir dönüm noktası. Barış masallarından füze pazarına geçişin ilk resmi adımı atıldı.